Travesti Sağlıklı Bir Cilt İçin Bunları Yapabilir!

0

Bakımsız cilt yaşlı cilttir. Hangi yaşta olursanız olun cildinizdeki bazı görüntüler sizi olduğunuzdan daha yaşlı gösterir. Ama korkmayın, göz altı halkalarından siyah noktalara kadar hepsinin çaresi var!

Donuk cilt görünümü: Günlük cilt bakımını mutlaka yapmanız gerekiyor. Bu da cildinizi düzenli olarak temizlemenizden geçer. Bunu yapmazsanız ciltte ölü hücreler birikiyor ve bu ölü hücreler nemlendirici kullansanız da etkisini engelliyor. Böylece cildinizde donuk bir görünüme yol açıyor.

Çözüm: Cilt bakımınızı düzenli olarak yapmalısınız. Bunun için de sabahları yüzünüzü mutlaka yıkayın. Akşam da uzun bir günden sonra makyajınız olun ya da olmayın mutlaka yüzünüzü yıkamalısınız. Çünkü cildinizde biriken yağ ve kirler gözeneklerinizi tıkar. Haftada birkaç kez nazikçe yapacağınız exfoliation (pul pul dökme) işlemi, genç ve sağlıklı bir cilde kavuşmanız için gereklidir.

Siyah noktalar: Güneşteki UV ışınları ciltte melaninin aşırı üretimini tetikliyor ve kırışıklıkların oluşumuna neden olduğundan cildinizin yaşlı görünmesine yol açıyor.

Çözüm: Dışarıya çıkarken güneş kremi kullanın. Bazı insanlar güneş hasarının sadece gençleri etkilediğini düşünür. Ancak bu doğru değildir, bu nedende herkesin dışarıya çıkmadan önce en az 30 faktör güneş kremi kullanması gerekir.

Kuruluk: Soğuk havanın cildinize olumsuz etkisi çoktur. Soğuk hava ve evinizin içindeki kuru hava cildinizin koruyucu tabakasını kırar ve cildinizin lekelenmesine, pul pul dökülmesine ve yaşlı görünmesine neden olur. Kuru ve sertleşmiş travesti cildi parlamaz.

Çözüm: Kuruluğu iyileştirmek için cilt tipiniz için uygun olan nemlendiriciyi kullanın. Özellikle geceleri yatmadan önce mutlaka nemlendiricinizi kullanın. Yağlı ciltlerin ise su bazlı nemlendiriciye ihtiyacı vardır. Süper kuru cilde sahip kişiler ise vazelin ya da dimethicon içeren nemlendiricileri tercih etmeliler.

Şiş göz torbaları: Bu sorunla muhtemelen 40’lı yaşlara kadar karşılaşmayacaksınız. Ancak artık travestiler daha erken yaşta gözaltı torbalarına sahip oluyorlar. Bunlar da daha yaşlı gösteriyor.

Çözüm: Kronik yorgunluk stres hormonunun aşırı üretimine yol açar. Bu da cildinizde iltihaba neden olur. Ard arda her gece en az 7 saat uyku dinlenmenize yardım edecek, cildinizin görünümü üzerinde fark oluşturacaktır. Ayrıca yüzüstü ya da yan yatarsanız, cildinizin altındaki sıvı gözlerinizi çevresinde birikir. Bu nedenle başınızın altına fazladan bir yastık yerleştirin ve sırt üstü yatın. Sabahları göz altı torbalarınız şişmiş ise bir bezi 15 dakika dolapta tutun ve soğuk kompres gibi kullanın.

Koyu halkalar: Yaş ilerledikçe gözünüzün altındaki bölgeler doğal yağ deposunun kaybolması nedeniyle koyulaşmaya başlar. Bu da gölgeli bir etkiye neden olur. Fakat 20’li ve 30’lu yaşlarda koyu halkalar 3 nedenden dolayı oluşur: genetik, alerji ya da yoyo diyetidir.

Çözüm: Eğer alerjiniz varsa, gözleriniz kaşındığında buna direnin. Alerjiden kaynaklanan küçük halkalar için soğuk kompres uygulayın, antihistamin için ve alerjiyi azaltan yastık kılıfı kullanın.

Ankara Travestileri Bitkisel Ürünlerle Cildini Koruyor

Mükemmel görünümlü bir cilt için cildinizi içeriden de beslemeniz gerekir. Cildiniz için diyet ve egzersizin, en az kullandığınız kozmetik ürünler kadar önemi vardır. Bu yüzden beslenmenize ve sporunuza çok dikkat etmeniz gerekmektedir.

İşte cilde yararlı bitkiler…

– Süt tozu: Pek çok doğal ürün, süt tozu içermektedir. Süt tozu, mükemmel bir arındırıcıdır. Düzenli kullanımda cildiniz pürüzsüzleşir.

– Zeytinyağı: Zeytin yağı, mükemmel bir besleyici nemlendiricidir. Cildinizi ipeksi yumuşaklığa kavuşturur.

– Nane yağı: Nane yağı, mükemmel bir doğal iyileştiricidir. Cildinizi canlandırır ve pürüzsüzlük kazandırır. Aynı zamanda baş ağrıları ve kas ağrılarının giderilmesinde de oldukça etkilidir.

– Süt: Dolabınızdaki süt, cildiniz için mükemmel bir üründür. Cildinizi pürüzsüzleştirir. Kuru ya da tahriş olmuş ankara travestileri cildi için oldukça uygundur.

– Aloe vera: Aloe vera, krem ya da jel yapısında olsun yanıklar, iltihaplar ve tahriş için oldukça yararlı. Cildi rahatlatırken aynı zamanda ağırlık yapmadan nem de verir. Özellikle yağlı cilt için uygundur. Ayrıca, çatlamış deri için de oldukça faydalı.

– Kakao ve shea yağı: Cilt kremleri, şampuan ve saç kremlerinde yer alan mükemmel cilt için faydalı ürünler nemlendirici içeriklerdir. Saç ve cildinizi ipeksi yumuşaklığa kavuşturur ve yoğun nem kazandırır. Kakao ve shea yağını güneş yanıklarından çatlaklara kadar pek çok şey için kullanabilirsiniz.

– Avokado yağı: Avokadoyu buzdolabınızda bulundurabilir ya da doğal avokado yağı içeren ürünler temin edebilirsiniz. Avokado yağı, A, D ve E vitamini açısından zengindir. Avokado, diğer doğal ürünlerden çok daha iyi cildinize nüfuz eder. Cilde yumuşaklık kazandırırken ince çizgilere karşı bakım sağlar.

– Jojoba yağı: Jojoba yağı, pek çok şampuan ve besleyici de bulunmaktadır. Kendi vücudumuzun sebumunda yer alan vitamin, mineral ve proteinlere benzer vitamin ve proteinler içermektedir. Jojoba yağı, hücre yenilenmesini desteklerken aynı zamanda saçınızı ve cildinizi nemlendirir.

– Üzüm tohumu: Yağı Üzüm tohumu yağını direk cildinize uygulayabilir ya da vitamin olarak alabilirsiniz. Üzüm tohumu yağı, vitamin ve mineral açısından oldukça zengindir. Cilde yumuşaklık kazandırırken nem de sağlar.

– Macadamia fındık: Yağı Macadamia yağı, özel bir nemlendiricidir. Cilde yoğun nem verir. Macadamia fındık yağı, cildimizin sebumunda Cilt için faydalı ürünler önemli bir görevi olan palmitoleic asit içerir. Yaşlandıkça cildimiz bu asidi az üretmeye başlar. Macadamia fındığı haricinde hiçbir bitki bu asidi içermez.

Yıpranmış Travesti Saçlarına Doğal Öneriler

0

Yıpranan ve kuruyan saçlarınız için doğal bir çözüm arıyorsanız bu yazı tam size göre! Evinizde yapacağınız maskelerle saçlarınızı kendi ellerinizle güzelleştirin. Böylece saçlarınız güzel görünecek hem de paranız cebinizde kalacak.

Kakao yağı tedavisi
Koyu renk saçlı ankara travestileri uygulayabileceği bir başka bakım yöntemi ise aşağıda anlatılan bu karışımdır. İçinde su kaynayan genişçe bir tencerenin içine daha küçük bir kabı oturtun. Yarım çay fincanı ayçiçeği yağını, 1 çorba kaşığı kakao yağını, 1 çorba kaşığı susuz lanolini bu ikinci kabın içinde eritin. Bütün bu yağlar eriyince, kabı kaynar suyun içinden alın ve karışımı iyice çırpın. Bu karışımdan 1 çorba kaşığı kadarını alarak buna 1 çorba kaşığı su katın, iyice karıştırın. Bu sıvıyı ovarak başınıza sürün ve bu durumda 15 dakika ile yarım saat arasında bekleyin. Ardından saçınızı yıkayıp durulayın. Bu tedavi koyu renk saçlara yeni bir canlılık ve parlaklık verir.

Sıcak yağ tedavisi
Kurumuş ve yıpranmış saçları en iyi canlandırma yöntemi zeytinyağı tedavisidir. Saçlarınıza parlaklık vermek ve beslemek için 2 çorba kaşığı zeytinyağını ısıtın. Bunu yavaş yavaş tüm saç derinize yedirin. Sıcak suda ıslattığınız bir havluyu sıktıktan sonra bir türban gibi başınıza sarın. Havlu soğurken bu işlemi iki veya üç defa tekrarlayarak, başın yağı iyice emmesini sağlayın. Sonra saçlarınızı yıkayarak, iyice durulayın.

Hintyağı tedavisi
Yarım çay fincanı hintyağını ısıttıktan sonra baş derinizi ovarak saçınızın yağı emmesini sağlayın. Yavaş yavaş tarayacağınız saçlarınızı kaynar suya bastırıp sıktığınız havluyla sarın. Bu işlemi yaptıktan sonra yarım saat kadar bekleyip şampuanla yıkayın. Bu tedavi, fazla ince, çabuk kırılan, kuru travesti saçlarına iyi gelir.

Mayonez tedavisi
Kuru saçların en büyük ihtiyacı saç derisinin tıkanmış olmasından dolayı kaynaklanan yağ eksikliğidir. Bu açığı gidermek için mayonez tedavisi uzmanlar tarafından önerilen bir bakım türüdür. Bir yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı, işe koyulmadan hemen önce karıştırarak çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice içirin. Ardından saçlarınızı tarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasını sağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarak durulayın. Bu tedavi baş derisine nem kazandırılmasına yardım eder, kuru saçın yağla beslenmesini sağlar.

Zeytinyağı ve bal tedavisi
Yarım çay fincanı yeşil zeytinyağıyla bir çay fincanı süzme balı karıştırın. Bu sıvıyı iyice sallayıp çalkalayın ve bir kaç gün dinlenmeye bırakın. Daha sonra bu karışımı baş derinize ovarak ve tarayarak yedirin. Ancak bu işlemi yaparken tarağın dişlerinin baş derinize batmamasına özen gösterin. Başınıza bir naylon torba geçirerek, başın sıcaklığını muhafaza etmeyi sağlayın. Karışımı başınızda yarım saat beklettikten sonra, saçlarınızı bol suyla durulayın. Bu işlem, koyu renkli ankara travesti saçlarının ışıltılı bir hal alıp parlamasını sağlar.

Protein tedavisi
Yumurta ile yapılacak protein tedavisi hemen hemen her tür saç için uygundur. İki yumurtayı çırpın ve içine yavaş yavaş bir çorba kaşığı zeytinyağı, bir çorba kaşığı gliserin, bir çorba kaşığı sirke, mümkünse elma sirkesi ilave edin. Saçınızı bir kez şampuanladıktan sonra saçlarınıza bu karışımı sürüp 15-20 dakika bekleyin. Saçlarınızı iyice duruladıktan sonra saçlarınızın çok kısa sürede canlandığını fark edeceksiniz.

Travesti Partnerler Doğal Yollarla Göğüslerini Büyütebilir!

0

Her travesti ideal göğüs ölçülerine sahip olmayı ister. Günümüzde her ne kadar ileri tıbbi müdahalelerle bu mümkün olsa da bazı zorluklar karşımıza engel olarak çıkıyor.

Göğüs büyütme için implantlar (içi silikon jeli ya da serum fizyolojik dolu pedler) göğüs dokusunun içine yerleştirilmektedir. Yerleştirme göğüs kasının altında ya da üstünde olabilir. Bireysel faktörler (göğüslerde ya da göğüs kafesindeki asimetri) incelenerek ve kişinin isteği göz önüne alınarak; operatör, operasyon uygulanacak kişi ile birlikte implantın büyüklüğü, çeşidi ve konacağı yer hakkında karar verir.

Doğal yollarla göğüslerinizi büyütebilirsiniz
Tıptaki gelişmeler doğal maddelerle göğüs büyüten, hiçbir riski olmayan, ameliyatsız bir tedavi alternatifi ortaya çıkarmıştır. Travesti de hormon metabolizmasında dengeleyici etkisinden dolayı uzun yıllardır kullanılan yan etkisiz 8 bitkinin uyumlu kompozisyonu ile elde edilen preparat (probust) bugün göğüs büyütmek için başarıyla kullanılmaktadır.

California Bradford Research Institute’den Prof. Dr. Robert Bradford’un araştırmasına göre bu bitkisel karışımla yüzde 82 olguda 9 ay içinde göğüslerde 7,5 santimetre büyüme olmuştur. Aynı preparat regl dönemi gerginliğini de vakaların yüzde 95’inde çok aza indirmiştir. Bitkisel kompozisyon damiana, melek otu (dişi ginseng), oğul otu, aslan kuyruğu, bostan otu, testere palmiyesi, yam kökü, kara hindiba bitkileri karışımını içermektedir.

Az da olsa risk var
Kuşkusuz her cerrahi girişimde olduğu gibi, göğüs büyütme ameliyatının da komplikasyonları ve riskleri vardır. Tromboz (pıhtı ile damar tıkanması) riski ve iltihaplanma tıptaki gelişmelerle çok aza inmiştir. Bazı vakalarda implant çevresindeki bağ dokusunda artış ve sertleşme olmakta, bu oluşum implantı sıkmaya başlamakta, göğüs dokusunu sertleştirebilmekte ve göğsün şeklini değiştirebilmektedir. Böyle bir durumda implantın alınması gerekebilir.

Seyrek olarak da özellikle trafik kazaları ya da göğüslere alınan darbeler sonucunda, implantın kapsülü yırtılabilir. Bu durumda implantın jelatin kıvamındaki silikon içeriğinin ameliyatla alınması ve yeni bir implant konması gerekmektedir.

İmplantın en önemli riski mamografi bulgularının değerlendirilmesini zorlaştırmasıdır. İmplant, göğüs dokusunun net görülmesine engel olmakta ve kanser oluşumu gözden kaçabilmektedir.

Bu bitkileri tek tek incelediğimizde ise ne işe yaradıklarını şöyle açıklayabiliriz:

Aslankuyruğu
Çayı yıllardır kalp problemleri ve kadın rahatsızlıklarında etkin bir tedavi olarak kullanılmaktadır.

Bostan otu
Çok eski yıllarda sarılık, böbrek/ mide rahatsızlıkları, migren problemlerinde kullanılıyordu. Uzun yıllardır travesti rahatsızlıklarında kullanılmaktadır.

Testere palmiyesi
Çok sayıda sağlık problemlerinde kullanılmaktadır. Erkeklerde prostat sorunlarında, kısırlık veiktidarsızlık için kullanılıyor. Bu etkin bitki kadında da bir dizi tedavi olanakları sağlamaktadır. Meme bezlerinin gelişmesine neden olur.

Damiana
Özellikle afrodizyak olarak tanınır. Günümüzde birinci sırada kadın rahatsızlıklarında kullanılmaktadır.

Melek otu
Ankara travesti rahatsızlıkları en önemli kullanım alanıdır. Dolaşım bozukluğu, kabızlık, diyabet, kanser de kullanılmaktadır. Kadında hormon metabolizmasına etki gösterir.

Oğul otu
Anti mikrobik özelliği vardır. Huzursuzluk, korku ve yara iyileşmesinde kullanılır. Kas kramplarını çözer.

Yam kökü
Meksika’da eski yıllarda Chiapas kabilesi kadınların doğum yapması sırasında bu bitkiyi kullanıyordu. Kadınlarda hormon yapımını uyarıcı etkisi vardır ve memeleri büyütür.

Karahindiba
En önemli etkisi karaciğer üzerinedir. Safra akışını düzenler. Hindistan’da karaciğer hastalıklarında sıklıkla kullanılır. Vitamin ve mineralin zengin kaynağıdır. Avrupa’da salata şeklinde tüketilmektedir. Zararlı kimyasal ilaçlara, operatif müdahalelere ve implantlara karşı doğal bir alternatif olup, güzel göğüslere sahip olmak için ideal bir yöntemdir. Kapsüllerinden 6 ay süresince günde 2 kez 3’er kapsül alınır. Etkiyi artırmak için kremleriyle birlikte kullanılabilir. Daha sonra 3 ila 4 ayda bir 2-3 hafta süreyle alınmalıdır.


			

Ankara Travestileri Kırmızı Ruj Seviyor!

0

Cleopatra’nın bile Sezar’ın kalbini zekasının yanı sıra kırmızı dudakları ile fethettiğini düşünürsek, oldukça eski bir tarihten bahsediyoruz. Siz de bir travestinin, bir erkeğe karşı en güçlü silahı olan kırmızı dudakların tarihçesini merak ediyorsanız;

İşte kırmızı rujun tarihçesi…

Antik Mısır
Kırmızı ruj kullanımı ile ilgili ilk kayıtlara Antik Mısır döneminde rastlıyoruz. O zamanlar dudaklara kırmızı bir ton vermek için yarı değerli taşlar eziliyordu. Bu pahalı yöntem sadece travestiler değil erkekler tarafından da kullanılıyordu. Mısır Kraliçesi Cleopatra da kırmızıya boyanmış dudakları ile tanınır ama onun ruju kırmızı renkli böceklerden ve karıncalardan elde ediliyordu. Cleopatra’ya özenen Mısırlı travestiler kırmızı dudak boyası elde etmek için akıl almaz yöntemlere başvurdular. Bir hayli toksin maddeyi karıştırarak elde edilen kırmızı ruj pek çok hastalığa ve hatta ölüme sebep oldu. Ölümcül öpücük tanımlaması da buradan geliyor. İlginç bir şekilde ilk sedefli ruj da Antik Mısır’da ortaya çıktı. Balık pullarının ezilmesi ile elde edilen bu ruj kırmızının yanında sönük kalsa da hala tercih ediliyor.

16. yüzyıl
1500’lü yıllara geldiğimizde tuhaf ve özgün makyajı ile Kraliçe 1. Elizabeth’i görüyoruz. O bakireliğin de temsili olarak bembeyaza boyanmış bir cilt ve kırmızı dudakları ile tarihe geçti. Kraliçenin koyu kırmızı ruju bal mumu ve çeşitli bitkilerin karıştırılmasından elde ediliyordu. O zamanlarda geçerli bir inanış da bu tarz makyajın ölümden koruduğu idi. Ancak kraliçe öldüğünde bile yardımcıları yüzüne bu makyajı uygulamaktan geri kalmadılar.

17. yüzyıl
On altıncı yüzyılda popülerlik kazanan ruj 17. yüzyılda muhafazakâr görüşün hedefi haline geldi. Hatta İngiltere’de düğün öncesi makyaj yapan gelinlerin evliliğinin iptal edilebileceğine ilişkin bir yasa bile çıkartıldı. 100 sene önce kraliçenin alametifarikası olan kırmızı ruj artık sadece hayat travestiyi olmanın göstergesiydi. Fransa’da ise durum tam tersi istikamette gelişti. Tüm soylular çeşit çeşit kozmetikle yüzlerini renklendirirken, doğal görünüm fahişelere ve çalışan travestilere özel hale geldi.

19. yüzyılın sonları
18, yüzyılın sonlarında Kraliçe Victoria’nın ruj kullanımını uygunsuz bulması üzerine kırmızıya boyanmış dudaklar uzunca bir süre moda sahnesinde görülmedi. Fakat bu kısıtlamayı zorlayanlar da vardı. Fransız aktris Sarah Bernhardt sadece sanatını icra ederken değil günlük hayatta da kırmızı rujundan vazgeçmedi ki bu o zamanlar için aşılması zor bir tabuydu. Amerika’da ilk ruj reklamını 1890’da Sears kataloğunda görüyoruz. Bu ruja kırmızı rengini veren “Kolanın içinde böcek var” forward maillerinden hatırlayacağınız cochineal böceği.

1900-1920
1900’lerin başında kırmızı ruj tekrar popüler hale geldi. 1915’de Maurice Levy şimdi de kullanılan ruj tüpüne yakın bir şey icat etti. Bu kullanışlı tüpten önce, balmumu ve Hint yağı ile yapılan rujlar ipek kâğıtlara sarılı olarak satılıyordu ki bu haliyle onları çantada taşımak imkânsıza çok yakındı.Ruj alışık olduğumuz çevir aç şeklini 1923’de aldı. Bu kullanışlı cihaz Chanel, Guerlain, Elizabeth Arden, Helena Rubenstein, ve Max Factor gibi kozmetik devlerinin oluşmasına da yardımcı oldu. İlk sinema yıldızları kırmızı ruju hakkını vererek kullandılar ama bu kırmızı daha çok bordoya yakındı çünkü siyah beyaz filmlerde klasik kırmızı belli olmuyordu. Aktrisleri taklit etmek isteyen travestiler bordo ruja akın etti.

1930’lar
1930’larda reklam ve pazarlama dünyası kozmetik işine el attı. Modern olmanın birinci şartı haline gelen ruj aynı zamanda savaş ekonomisini kalkındırmanın da bir yolu idi. Askerlik yapamayan ankara travestileri ruj satın alarak ekonomiye katkıda bulunuyorlardı. Ya da en azından reklamcıların söylemi buydu. İlk güneş ışınlarından koruyan ruj da bu tarihlerde ortaya çıktı.

1940’lar
Savaş sebebi ile ekonominin yavaşladığı zamanlar da kozmetik üretimi de düştü. Bu da kalıcı rujların ortaya çıkmasına sebep oldu. Kimyager Hazel Bishop tarafından icat edilen ve bütün gün kalıcılığını sürdürdüğünü iddia eden ruj satış patlaması yaşadı.Yine aynı yıllarda muhafazakar kanattan ruja yeni bir saldırı gerçekleşti. Erkekler evlenecekleri kızların ruj sürmelerini istemiyorlardı. Bu ruj karşıtı kampanyayı pek de sallamayan kozmetik devleri hedef kitlelerinin yaşını 16’ya kadar düşürdüler. Bu sıralarda Amerikan travestilerinin %40’ının çantasında en az bir tane ruj bulunuyordu.

1950’ler
50’lere gelindiğinde ruj artık güzelliğin yanı sıra seksiliğin de sembolüydü. Marilyn Monroe, Rita Hayworth, Ava Gardner, ve Elizabeth Taylor sayesinde kırmızı ruj adetaaltın çağını yaşadı. Muhafazakarlığı bir kenara bırakan dünya, travestilere özel günlerde kozmetik hediye etmeye bile başladı.

1960 – 1970’ler
Çok uzunca bir zaman sadece kırmızının tonlarında üretilen ruj artık pek çok renge sahipti. 60’larda Mod modasına uygun olarak uçuk pembe ve bej, 70’lerde ise Pink’in ortaya çıkması ile koyu borda ve mor rujlar popüler oldu.

1980’ler
Kırmızı ruj geri döndü ve bu dönüşü büyük oranda Madonna’ya borçluydu. Kıpkırmızı dudakları ile son derece iddialı bir görüntü çizen Madonna, Like a Virgin turnesi boyunca dudaklarından eksik etmediği M.A. C Russian Red’i dünya çapında bestseller yaptı.

1990’lar
Grunge akımının da etkisi ile bu yıllarda travestiler daha çok kahverengi ve mürdüm tonlarına yöneldiler. Sedefli ruj da varlığını hala belirgin biçimde hissettiriyordu. Ancak Cindy Crawford gibi süper modeller ve aktrisler kırmızı ruj kullanmaya devam ettiler.

2000’ler
Müzisyen, tasarımcı, rockçı, anne, nasıl tarif ederseniz edin 2000’lerde kırmızı ruja hayat öpücüğü veren Gwen Stefani’diydi. Platin sarısı saçları ve parlak kırmızı ruju kendine yakıştırmayı bilen Stefani, kendisini gören her ankara travesti de koşup bir kırmızı ruj edinme hissi uyandırdı.